
Joseph Mallord William Turner (1775 – 1851)
İngiliz romantik ressam Joseph Mallord William Turner 1775’de Covent Garden Londra’da doğdu. Çocuk dahi olan Turner daha 14 yaşındayken Kraliyet Sanat Akademisi’nde okudu ve 15 yaşında ilk çalışmasını orada sergiledi. Antik heykellerin alçı kalıplarını yapmasını öğrendi. Turner sürekli çalışır ve yaz aylarında özellikle suluboya çalışmaları için çok çeşitli eskizler ürettiği Galler’e seyahat ederdi. 1802’de Fransa ve İsviçre’den başlayarak Avrupa seyahatine çıktı ve aynı yıl Paris’te Louvre’da çalıştı. Venedik’e birçok kez gitti.
Siparişlerden ciddi ve sabit bir gelir elde etti ve 1804’te kendi galerisini açtı. 1807’de akademide perspektif profesörü oldu, 1828 yılına kadar ders verdi. Çok özel, eksantrik ve münzevi biri olan sanatçı hiç evlenmedi, ancak ev sahibi Sarah Danby’den Eveline (1801-1874) ve Georgiana (1811-1843) adlı iki kızı oldu. Yaşlandıkça daha karamsar ve asabi oldu. Özellikle babasının ölümünden sonra kendine özen göstermedi ve sanatına odaklandı. Sağlığına dikkat etmeden yaşadı ve 1851’de 76 yaşında Londra’da koleradan öldü. Turner, Londra’daki Aziz Paul Katedrali’ne gömüldü.
Turner’ın çalışmalarında serbestçe yenilik arayışları, olgun fırçası, kromatik bir spektrum ve geniş ölçüde uygulanan atmosfer derinlikleri dikkat çekidir. Turner, sanatsal bir dahi olarak tanındı: Etkili İngiliz sanat eleştirmeni John Ruskin, onu “doğanın ruh hallerini en çok karıştırıp doğru bir şekilde ölçebilen” sanatçı olarak nitelendirdi. Sanatçı sonraki yıllarında renkleri daha şeffaf bir şekilde kullanır ve eserleri neredeyse saf ışığın çağrışımına dönüşür. Olgun stilinin en önemli örneklerinden biri nesnelerin zar zor tanınabileceği Yağmur, Buhar ve Hız – Büyük Batı Demiryoludur. Turner’ın çalışmaları Fransa’da çok etkili oldu; İzlenimciler, özellikle Claude Monet, tekniklerini dikkatlice inceledi.
Sanat Anlayışı
Turner, resimlerinde özellikle ışık ve renk kullanımı konusunda yenilikçi bir yaklaşım sergileyerek, dönemin sanat anlayışını büyük ölçüde değiştirmiştir. Sanat anlayışı, doğayı anlamak ve izleyiciye duygusal bir etki yaratmak üzerine kurulu olmuştur.
Işık ve Atmosferin Kullanımı: Turner’ın resimlerinde ışığın ve atmosferin büyük bir önemi vardır. Onun sanatının merkezinde, doğa olaylarının ışık ve gölgelerle olan etkileşimi yer alır. Özellikle güneşin batışı veya sisli sabahlar, gölgeleme ve ışığın kırılması gibi konular, Turner’ın eserlerinde sıkça görülen temalar arasında yer alır.
Renk ve Soyutlama: Turner, renkleri çok güçlü bir şekilde kullanarak duygusal bir yoğunluk yaratmıştır. Özellikle sarı ve kırmızı tonları, eserlerinde sıkça karşımıza çıkar. İlk başlarda gerçekçi manzara resimlerini tercih etse de zamanla daha soyut ve dramatik bir dil geliştirmiştir. Soyut renk patlamaları ve atmosferik etkiler, Turner’ın sanatının tipik özelliklerindendir.
Duygusal ve Estetik Etki: Turner’ın resimleri, sadece dış dünya ile değil, aynı zamanda izleyiciyle duygusal bir etkileşimde bulunur. Resimlerinde, fırtınalar, deniz dalgaları, yıldızlı gökyüzü gibi dramatik temalarla, izleyiciyi bir tür doğal gücün etkisi altına alır. Bu da onun romantik anlayışını yansıtan bir özelliktir.
Sanayi Devrimi ve Modernleşme: Turner, aynı zamanda Sanayi Devrimi’nin getirdiği değişimlere büyük ilgi göstermiştir. Buhar makineleri, demiryolları ve sanayi görüntülerini eserlerinde işleyerek, modern dünyanın dinamiklerini sanatına yansıtmıştır. Bu açıdan, Turner’ın çalışmaları romantik bir yaklaşım olmakla birlikte, modernleşen bir dünyanın izlerini taşır.
İzlenimcilik ve Gelecekçi Etkiler: Turner’ın eserleri, ilerleyen yıllarda izlenimcilik akımını doğrudan etkileyen bir öncülük yapmıştır. Özellikle Claude Monet gibi izlenimci ressamlar, Turner’ın ışık ve atmosfer üzerine olan yaklaşımını örnek almışlardır. Bu, Turner’ın sadece bir romantik ressam değil, aynı zamanda modern sanatın gelişimine katkıda bulunan bir sanatçı olduğunu gösterir.