Petrus Christus (1410 – 1475)
Hollandalı Rönesans ressamı Petrus Christus 1410 yılında Baarle’de doğdu. Üslubu Jan Van Eyck’a çok benzediğinden onun çıraklığını yaptığı düşünülmektedir. 1441’de Van Eyck’in ölümünden sonra onun atölyesinde bağımsız bir usta sanatçı olarak çalışmaya devam ettiği söylenen sanatçı, 1444 yılında Bruges vatandaşlığına kabul edildi.
Christus’un İtalya’ya gidip Kuzey Avrupalı sanatçıların resimlerini direk görerek stillerinden etkilenip etkilenmediği kesin olarak bilinmemektedir. Fakat onların resimlerinin satın alınarak ülkeye getirilmesiyle bu eserlerden etkilendiği ihtimali yüksektir.
Bazı portrelerinde sanatçının Antonello ile aynı zamanda İtalya’ya gittiğini ve belki de orada arkadaş olduklarını gösterir niteliktedir. Bu sanatçının Los Angeles County Müzesi ve Paris National Galerisi’nde bulunan otoportrelerinin Antonello ile neden bu kadar benzerlik gösterdiğini açıklayabilir.
Christus’un günümüze sekizi imzalı beşi de tarihli olan yirmi eseri ulaşabilmiştir. Sanatçı resimlerini Yunan alfabesiyle XPI şeklinde kısaltarak atmıştır. Jan Van Eyck’in yaşamının sonlarına doğru başladığı Rothschild Madonna’sını Christus’un tamamladığı bilinmektedir. Ayrıca “Aziz Hieronymus” adlı eseri de iki sanatçının birlikte yaptığı kabul edilmektedir. Sanatçının ilk eserlerinden biri olan “İsa’nın Çarmıha Gerilmesi”, Van Eyck ve Roger van der Weyden’den etkilendiğini gösterir.
“Son Yargı” adlı eserinde kullandığı kompozisyon biçimi ve bazı figürleri tıpkı Van Eyck’in resimlerindeki gibidir. Fakat Christus figürlerini daha kütlesel bir anlayışla ele alırken perspektifi ustaca kullanmıştır. Petrus Christus, resimde mekan bütünleştirmesi ve perspektif kurallarına açıklık getirmesiyle Flaman resmine katkıda bulunmuştur. 1975 yılında ölümünden sonra Christus’un ünü giderek azalmıştır.
Sanat Anlayışı
Petrus Christus, Erken Flaman (Felemenk) Resmi geleneğinin en önemli temsilcilerinden biridir ve özellikle yağlı boya tekniğinin gelişiminde büyük rol oynamıştır.
Perspektif ve mekânsal derinlik konularında yenilikler getirmiştir. Özellikle tek noktadan kaçış perspektifini eserlerine başarıyla uygulayan ilk Flaman sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Jan van Eyck’in sanat anlayışını devam ettirmiş, ancak onun kadar detaycı ve minyatürvari bir üsluba yönelmemiştir.
Dini ve seküler portreler, sanatının en güçlü yönlerindendir. Özellikle bireylerin psikolojik derinliğini ve gerçekçi yüz ifadelerini yansıtmasıyla dikkat çeker.
Figürlerin mekân içindeki konumlanışını ve ışık-gölge oyunlarını doğalcı bir yaklaşımla ele almıştır.
Aynı dönemde çalışan Rogier van der Weyden ve Hans Memling gibi sanatçılarla ortak stil özellikleri paylaşsa da, özellikle resimlerinde durağan ama anlamlı kompozisyonlar oluşturmasıyla farklılık gösterir.
Petrus Christus, Rönesans perspektifini Flaman sanatına entegre eden sanatçılardan biri olarak kabul edilir ve döneminin en özgün ressamlarından biri olmuştur. Eserleri günümüzde Louvre, Metropolitan Museum of Art ve Berlin Gemäldegalerie gibi önemli müzelerde sergilenmektedir.